21.12.2020 - Mezitli İlçe Portalı & Firma Rehberi

SİLİFKE Tarihi

SİLİFKE Tarihi

Silifke çevresinde İ.Ö. 6000 yıllarından buyana insanların
yaşamasına rağmen ilk yaşayan insanların kimliği hakkında tarih
henüz bir şey yazmamıştır. Yörenin tarih tarafından bilinen ilk
toplumu Altaylardan geçerek Mezopatanya’ya sonra da İ.Ö. 3000
yıllarında Adana ile antalya arasına yerleşen Orta Asya kökenli
Sümerlilerin bir kolu ve de Türk soyundan olan Luvilerdir.
Anadolunun diğer eski devleti Hititliler Hiyoroğlif yazısını
komşuları bu bölge de yaşayan Luvilerin dili için
oluşturmuşlardır.

Luviler güçlü bir devlet kuramadıkları için İ.Ö. 1750 yılında
Silifke dahil bütün ülkelerini Arzava Krallığına
kaptırmışlardır. Bu topraklarda 1000 yıl yaşayan Arzavalılar
İ.Ö. 750 yılında Friglilere yenilerek tarih sahnesinden
silinmiştir. Bundan sonra Silifke ve çevresi bir müddet
başkenti Tarsus olan Kızvanta krallığı egemenliğinde kalmıştır.

İ.Ö. 400 yüzyılda İyonlar Silifke kıyılarında koloniler kurmuş,
aynı zamanda Asurlular bölgeye hakim olmak istemişselerde
başaramamışlardır.

İ.Ö. 612 yılında Asurluların yıkılışından sonra bölge de 200
yıllık bir yaşama süresi olan Kilikya Krallığı kurulmuştur.
Kilikya krallığının egemenliğine ise İ.Ö. 401 yılında Persler
son vermiştir. Perslerin Silifke çevresindeki egemenliğini
Makedonya Kralı Büyük İskender bitirmiştir. Büyük İskender
silifke bölgesini Makedonya topraklarına katmıştır. Büyük
İskender’in 33 yaşında hastalanarak ölmesinden sonra çocuğu
olmadığı için 3 Generali bıraktığı topraklar için savaşmışlar
ve de imparatorluk topraklarını aralarında paylaşmışlardır. Bu
paylaşımda Suriye ile Anadolunun bir kısmı Silifke dahil
Selefkos Nikador’a düşmüştür. Selefkos Nikador Taşucunda
bulunan ağa (Holmi) Limanı halkını bugünkü Silifke’nin yerine
getirerek kendi adını verdiği Selefkiya’yı (Silifke) kurmuştur.
Selefkos Nikador kendi adına değişik yerlerde dört Silifke
şehri kurduğu halde bugün ayakta yalnız bizim Silifke
kalmıştır. İ.Ö. 280 yılında Selefkos Nikador’un bir düşmanı
tarafından hançerlenerek öldürülmesinden sonra Silifke’yi
Selefkiya soyundan kimseler idare etmiştir.     

Silifke bu arada Mısırlıların eline geçince Selefkoslar III.
Antiokhus’u başa getiriyorlar.  III. Antiokhus Silifke’yi
Mısırlılardan geri alıyor. III.Antiokhus topraklarını Suriyeden
trakya’ya kadar genişlettikten sonra Efes‘te bulunan Kartaca
Kralı Annibal ile anlaşarak Roma’ya karşı saldırma kararı
alıyor. Romalılarla İ.Ö. 189 yılında Manisa Ovasında yaptığı
savaşta yenilince Torosların Kuzeyini Romalılara bırakıyor.
 Kendisi de Silifke’ye geri çekilip gemilerini Göksu
Irmağının ağzı ile İncekum Burnu arasından dışarıya çıkarmamaya
söz veriyor.

III. Antiokhus mali krizden tapınaklardaki altınları kullanmaya
başlayınca halk tarafından öldürülüyor.

Yerine geçen oğlu
Selefkos Filipator da veziri tarafından öldürülüyor. Onun
 yerine geçen II. Dimitrius da öldürülmekten korktuğu için
idareyi vezirine bırakıp Silifke kalesine saklanıyor. Bunun
üzerine halk II.Dimitrius’un çocuk yaştaki oğlunu başa
getiriyor. Karışıklıklar çıkmaya başlayınca da Azerbaycan ve
Doğu Anadoludaki ermeni Kralı III. Tigran’ı idarenin başına
çağırıyorlar. Son Selefkos Kralı Pilapos Ermeni Kralına karşı
çıkıyor, fakat yeniliyor ve sonra da öldürülüyor.  Onun
yerine geçen II. Pilopos bir yerlere saklanıp ortaya çıkmıyor.
Bu arada Ermeni kralı Tigran buralara kadar gelip Viranşehri
yakıyor. Bunun üzerine Selefkoslar Silifke ve Antakya olarak
ikiye bölünüyor. Vergilerin çokluğuna dayanamayan Silifkeli
Selefkoslar sarayı elegeçirip ateşe veriyorlar. Silifke kentini
yakıyorlar. Aynı tarihte Suriye Selefkosları Ermeni Kralına
teslim olunca Silifkeli Selefkoslar da Ermeni Kralını tanıyor.
(İ.Ö. 84)

Başka yerlerde yaşayan Selefkoslardan çeşitli kişiler
Silifke’ye gelip Kral olmak istemişselerde Silifkeli
Selefkoslar buna fırsat vermeyip her geleni kovuyorlar.

Bölge de meydana gelen idari boşluktan dolayı Silifke çevresi
korsan yatağına dönüşüyor. Akdenizde Roma’ya buğday taşıyan
gemileri vuran korsanlar Silifke koylarına sığınıyor, sıkışınca
da koylarda gemilerini bırakıp Toros dağlarına kaçıyor.

Akdeniz de oluşan korsan tehlikelerini önlemek ve Roma’ya giden
buğday yolunu açmak üzere İ.Ö. 64 yılında Roma Kralı Pompeyus
Selefkoslar ülkesini Roma’ya katar ve Viranşehir’i kendine
başkent yapar.

Roma İmparatoru Sezardan sonra da Mısır Kraliçesi Kleopatra,
Antonius’un gözdesi olmaya devam eder. Antonius çok sevdiği
Kleopatra’ya Silifke topraklarını hediye olarak verir. Ayrıca
kendisine de varis yapar. Antonius’un rakibi Oktavianus bu
vasiyet nameyi ele geçirip Roma senatosuna sunar ve Romalıları
yanına çeker. Antonius ile Oktavianus’un aksiyon savaşlarına
tutuşur. Yenilen Antonius gemileri ile Kleopatra’nın ardına
düşse de yalnız kalır ve intihar eder. Kleopatra ise savaşı
kazanan Oktavianus’u kandırmaya çalışsada başaramaz.
Başaramayınca memesini yılana sokturup intihar eder. Bundan
sonra Silifke ve çevresi aksiyon savaşında Oktavianus’a yardım
eden Galatya (Ankara çevresinde bulunan) kralı Amyntas’a
Oktavianus tarafından hediye olarak verilir. Böylece Silifke
Galyalıların olur. Galya kralı Amyntas düşmanlarının birinin
karısı tarafından pusuya düşürülüp öldürülünce Silifke ve
çevresi Oktavianus tarafından Nevşehir dolaylarında Kapadokya
Kralı Arhelaos’a verilir. Arhelaos M.S. 17 yılında ölünce
Silifke tekrar Romalılara geçer. Roma İmparatoru Topal Sezar
Claudios Silifke’yi Antiokhus ile eşi iotepe’ye hediye eder. Bu
arada sasani hükümdarı Şapur Silifke’yi Romalılardan Az bir
zaman için alır. Ardında Suriye de kurulan Palmir krallığının
başındaki Aslen Romalı Zenubi adındaki Kraliçe Silifke ve
çevresini ele geçirir. Fakat Roma imparatoru Markus Aurelius
M.S. 273 yılında tekrar Roma topraklarına katar. İ.Ö. 284 – 305
yılları arasında Romalılar zamanında Silifke 39 kenti sınırları
içine alan İsauria eyaletinin başkenti olmuştur.

Roma imparatoru Konstantin M.S. 306 yılında hıristiyan olur.
M.S. 313 yılında da Hıristiyanlığı serbest bırakır. Roma’dan
İstanbul’a gelir. Daha sonra Roma İmparatorluğu, Bizans ve Batı
Roma olarak ikiye bölününce Silifke Bizans toprakları içinde
kalır. Bizanslılar zamanında hıristiyanlığın yayıcılarından
Ayatekla’nın Silifke de bulunması Silifke’yi hıristiyanlar için
önemli bir hac merkezi yapmıştır.

Emeviler zamanında 647 yılında islam orduları komutanı İbn-i
Keys deniz kuvvetleri ile Akdenizden Anadolu’ya ilk çıktığı yer
Silifke kıyılarıdır. Böylece VII. Yüzyılın sonlarına doğru
Silifke halkı islamiyet ile tanışıyor. Abbasi halifelerinden
Mutaassım’ın 838 yılında büyük çoğunlukla Türk soyundan olan
askerlerle Bizans’a düzenlediği seferin konaklama yerlerinden
birisi Silifke yakınlarındaki lamas çayı vadisidir. Bu
konaklama ile Silifke toprakları Türklerle de tanışmış olur.
Tulunoğlu Ahmet’in Mısır da kurduğu bağımsız Türk Devletinin
komutanlarından Ebul Abbas’ın 879 yılında Silifke’yi
Bizanslılardan aldığını ve Silifke çevresinin 647 yılından
Selçuklulara kadar bizans ve araplar arasında 12 defa el
değiştirdiğini çeşitli kaynaklarda belirtiliyor.

Selçuklu komutanı Alparslan’ın Anadolu fethinde görevlendirdiği
Afşin Bey, 1067 yılında Karaman üzerinden Silifke’ye gelerek
Selçukluların Silifke ile tanışmasını sağlamıştır. Bütün bunlar
olurken Anadolu’ya akın akın gelen Türk boyları Karaman
üzerinden Silifke’ye de yerleşmiştir. Müslğüman olan Oğuz
boyları buralarda türkmen ve yörük isimleri ile anılmaya
başlamıştır.

III. haçlı seferi komutanlarından Alman imparatoru Frederik
Barbarossa’nın da Filistin’e giderken 10 Haziran 1190 günü
Göksu ırmağını geçerken Silifke de boğularak öldüğünü tarih
yazmaktadır. Hatta Silifke Bizans imparatoriçesi Teodora ile
Abbasi halifesi Vasık’ın esir değişimine müsaade olan bir şehir
de olmuştur.

Silifke çevresinde Türkmen aşiretlerinin hızla çoğaldığı
islamın giderek yaygınlaştığı Anadolu Selçuklu zamanında
Selçuklu komutanı Alaaddin Keykubat, Mubarizuddin Ertokuş Beyi
Akdeniz kıyılarını almak üzere görevlendiriyor. Mubarizuddin
Ertokuş Bey Anamur’dan başlayarak kıyılardaki 40 kadar kaleyi
alarak Göksu ağzına kadar geliyor. Kuzeyden inen diğer bir
komutan Çavlu Bey ise Silifke topraklarına giriyor. Türkler
böylece 1228 yılında Silifke’yi alıyor. Silifke’ye Kamareddin
adında bir Vali atanıyor. Selefkos Nikadorun kurduğu ve adı
Selefkiya olan bu şehrin adı 1228 yılında Anadolu Selçuklular
tarafından Kamareddin ili olarak değişiyor. Sonradan
Karamanlılar buraya “iç-il” “içel” adını koyuyorlar.

Selçukluların zayıfladığı dönemde Silifke çevresindeki
Ermeniler önce Moğollarla sonra da İlhanlılarla (İran
moğolları) iş birliği yaptılar. Bir taraftan da Silifke Emenek
Karaman çevresindeki Türkmenlerle savaştılar. Moğolların
Anadolu Selçukluların zayıflattığı dönemlerde Türkmenlerde
çeşitli beylikler kurma çabalarına giriştiler. Bunlardan birisi
Silifke ile ilgili Karamanoğulları Beyliğidir.

1228 yılında ermenek dolaylarına yerleşen hayvancılıkla uğraşan
ve göçebe bir hayat süren Türkmenler zaman zaman çevredeki
Ermeni kalelerine saldırıp ele geçiriyorlardı. O sırada 1231
yılında İlyas adında bir türkmen kendisine baba lakabını
vererek babalık tarikatını kurdu. Yine ermenek dolaylarında
yaşayan Nure-Sufi adında bir kömürcü baba ilyas’ı ziyaret edip
tarikata katıldı. Daha sonra da Nure-Sufi oğlu Karaman ile
birlikte tarikat lideri Muhlis Baba’ya gitti. Muhlis Baba
Karaman’ı tarikata alıp Şeyh yaptı. Silifke Kalesinde bulunan
Ermeni tekfuru zamana zaman ziyaret eden Nure-Sufi bir gün
silahlı adamları gizlice kaleye sokup Tekfur’u öldürdü ve
Silifke kalesini oğlu Karaman’a hediye etti. Bu olay üzerine
cesaretlenen Karaman Larende’yi aldı. İsmini Karamana olarak
değiştirdi ve kendine başkent yaptı. Silifke ise kendine bağlı
olarak kaldı. Nure-Sufe’nin bugünkü mezarı Mut İlçesi Sinanlı
köyü değirmenlik yaylasında olduğu sanılmaktadır.

Bundan sonra Ermenek, Mut, Gülnar, Silifke, Mara ve Kızkalesi
çevrelerinde Ermenilerle savaşlar devam etti. Silifke’deki
Ermeniler Kızkalesi, Payas İskenderundan aldığı yardımlarla
Andorya komutasında savaşa hazırlandılar. Fısan adında
Kıbrıs’tan gelen bir komutan 2000 atlı, 6000 yaya ile Mut
dolaylarına kadar heryeri yağmaladı ve yakaladığı müslümanları
öldürdü. Bu olay üzerine kendi aralarında birleşen ve
yardımlaşan Hamit, Aydın ve Devletşah Beyleri Kızkalesi önünde
savaşa tutuldular ve yenildiler. Daha sonra Karaman bey’in ve
Tarsus yöresinin Türkmen Beylerinin hazırladığı On’ar bin
kişilik kuvvet başka yerlerden gelen Türkmen Beyleri ile
birleşip Ermenileri Mut’un Deveci meydanında kıstırdı. Yedi gün
yedi gece süren kanlı savaştan sonra Ermeniler Kızkalesine
kaçıp sığındı. Yeniden toparlanan Ermenilerle sekiz gün sekiz
gece ypılan ikinci savaştan sonra Ermeniler kaçtılar. Bu
savaşta yirmibin kişi öldü. Karaman Bey yüzbin sikke Flori, bin
parça kumaş ve Silifke Kalesi karşılığında ermenilerle barıştı.
Kalenin yönetimini Hamit Bey’e, yörenin yönetimini de Aydın
Bey’e bıraktı.

Karaman Bey ölünce yerine oğlu I.Mehmet geçti. Mehmet Bey’in
Selçuklulardan ayrı bağımsız bir devlet kurma çabası
III.Gıyaseddin Keyhusrev’i kızdırdı. I.Mehmet Bey’i yenen
III.Gıyaseddin Keyhusrev kardeşi ile birlikte onun başını
kestirip Ermeni kalelerindeki oturan halka gösterdi. Akdeniz
kıyıları için görevlendirdiği  Sultan ile Sait Fahrettin
Anamur, Gilindire ve Silifke yöresini alıp tekrar Selçuklu’ya
bağladı. I. Mehmet bey’den sonra yerine oğlu Güneri Bey geçti.
Bunun zamanında Karaman’ı İlhanlılar iki defa ateşe verdiler.
Güneri bey başarısız oldu. Ama İlhanlıların ileri gelenlerinden
Baltu, Gazan Han’a baş kaldırıp yenilince kaçıp Silifke’ye
saklandı. Fakat bölgeye hakim olan Ermeni kralı II. Hetum onu
Gazan Han’a geri teslim etti.

Güneri bey ölünce yerine Kardeşi Mahmut bey geçti.  Mahmut
Bey elden çıkan Anamur’u ermenilerden geri aldı. Selçuklu
komutanı II.Alaaddin Keykubat’ın İlhanlılar tarafından görevden
alınmasını fırsat bilerek Silifke de bağımsızlığını ilan etti.
Fakat Türkmenlerle ermeniler arasındaki savaşlar sürüp gitti.
1402 yılında Yıldırım Bayazıt’ın Ankara savaşında Timurlenk’e
yenilmesinden sonra Timur, Karaman Beyliğine Konya, Alanya ve
İçel’i vererek Osmanlıdan alıp buraları Timur toprağı yaptı.
Daha sonra Ramazanoğulları beyliği Ermenileri yenerek onlarla
ilgili sorunu ortadan kaldırdı. Karaman devleti ise 1420
yıllarında İbrahim Bey’in çabaları ile parlak bir dönem
yaşamaya başladı. Karaman oğlu İbrahim bey Osmanlı Padişahı II.
Murat ile yaptığı savaşta yenilince Silifke’ye gelip sığındı.
Yaşlanınca da cariyesinden doğma oğlu İsak Bey’i merkezi
Silifke olan İçel valisi yaptı. Kendisi konya’ya çekildi.
Silifke’nin İsak Bey’e verilmesine İbrahim Bey’in Çelebi
Mehmet’in kızından doğma ikinci oğlu Pir Ahmet karşı çıktı. Pir
Ahmet Konya da bulunan babasından idareyi alıp yönetimi
elegeçirdi. Buna dayanamayan babası öldü. İsak Bey ise uzun
Hasan’dan yardım istedi. Uzun Hasan Karaman topraklarına
girince Pir Ahmet kaçıp Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet’e
sığındı. Bu sırada Anadolu’yu tüm elegeçirmek isteyen
Osmanlılara, Anadolu’yu vermek istemeyen Akkayunlular arasında
savaşlar başladı. Osmanlılardan destek alan Pir Ahmet İsak beyi
yendi ve Karaman’ı Osmanlı toprağı yaptı. Ama Silifke Kalesi
yine İsak Bey de kaldı. Pir Ahmet ile Fatih arasında kurulan
dostluk uzun sürmedi. Uzun hasan ile anlaşan Pir Ahmet, Fatih’i
kızdırdı. Karaman topraklarını yeniden geri aldı. NBunun
üzerine Pir Ahmet de kaçıp Silifke’nin karı taş denilen yere
sığındı. 1464 yılında Pir Ahmet’e yenilen İsak Bey ise karısı
ile oğlu Silifke de bırakıp Uzun Hasan’ın yanına kaçmıştı.

Osmanlı Sadrazamı İsak Paşa Karaman’ın alınmasından sonra Mut
kalesini onarttı. Diğer alınamayan yerler için Gedik Ahmet
Paşa’yı görevlendirdi. Silifke’nin alınması isteniyordu. Gedik
Ahmet Paşanın geldiğini duyan İsak beyin oğlu Silifke’yi
savaşsız olarak teslim etti. Böylece Silifke Osmanlı
topraklarına katıldı.(1472) II. Bayazıt’ın Ermenek’i merkez
olmak üzere Silifke’yi Karaman eyaletine bağladı.

Gedik Ahmet paşa’nın başarılarından rahatsızlanan Uzun Hasan
Karaman beylerini destekledi. Karaman beyleri ülkelerini almak
için üzerlerine yürüdüler. Fakat Osmanlı kuvvetlerine yenilince
Pir Ahmet, Uzun Hasan’ın yanına kaçtı, Kasım bey ise İçel’e
sığındı. İçel de tutunmaya çalışan Kasım Bey Silifke kalesini
osmanlılardan tekrar geri aldı. Venedik, Napoli ve Papalık
gemilerinden oluşan güçlü bir donanmaya sahip Amiral Pieotro
Moçemigo Kasım Bey’e yardım için Ak liman’a demir attı.
Silifke’ye gönderdiği bir elçi ile anlaştı. Kızkalesi’ni
kuşattı ve ardından da Silifke Kalesini teslim aldı. Böylece
Amiral’ın yardımı ile Kasım bey Silifke yöresine egemen oldu.
Ancak Otlukbelinde Uzun Hasan’ı yenen Fatih rahatlayınca Gedik
Ahmet Paşa’yı Karaman sorununu çözmek için tekrar
görevlendirdi. Otlukbeli savaşında uzun Hasan’ın yanında
bulunan Pir Ahmet kaçarak yine soluğu Silifke de almıştı. Kasım
bey Silifke’yi kardeşi Pir Ahmet’e vermek istedi. Fakat Pir
Ahmet Ermenek’e gidip yellitepe de kendine bir karargah kurdu.
Aklimandaki donanma ise bilinmeyen bir nedenle gitti.

Fatih’in emri üzerine Karaman’a gelen gedik Ahmet Paşa, Pir
Ahmet’i yellitepe de kuşattı. Atik davranan Pir Ahmet kaçtı.
Ailesini ise daha önceden Mut yakınındaki Mavga kalesine
saklamıştı. Ermenek’i alan Gedik Ahmet Paşa Mavga kalesini de
topa tuttu. Kaleyi düşürdü. Pir Ahmet’in eşi ve kızlarını
Konya’ya yolladı. Mavga kalesinin kuşatmasını karşı dağdan
seyreden Pir Ahmet kalede Osmanlı bayrağının dalgalandığını
görünce kendini kayalardan aşağı atarak intihar etti. Fakat
aşağıda ağaçların dalına takılıp, asılı kalan Pir Ahmet’i
adamları kurtardılar. Önce Tarsus’a oradanda Uzun Hasan’ın
yanına kaçan Pir Ahmet orada öldü. Gedik Ahmet Paşa Silifke
kalesinin alınması için harekete geçti. Önce kalenin
topçularını gizlice elde etti. Kandırılan topçular kaledeki
barut mahsenini ateşe verdiler. Kale duvarları yer yer çatladı.
Kaledeki bir çok ev çöktü. Açılan gediklerden saldıran
Osmanlılar Silifke kalesini 1474 yılında tekrar geri aldılar.
 Böylece Karaman’a önce Şehzade Mustafa sonra da Cem
Sultan vali olarak atandı. Karaman oğlu Kasım Bey ise kaçtı.
Fatih’in ölümüne kadar orada burada saklandı.

Fatih’in ölümünden sonra 4 Mayıs 1481 Karaman Valisi oğlu Cem
Sultan geç kalınca Amasyadaki Yıldırım Bayazıt Osmanlı Padişahı
oldu. Cem Sultanı osmanlı Padişahlığında hak iddia etmesi
karaman oğlu Kasım Bey’in tekrar geri gelmesine sebep oldu.
Karaman’ı alıp Konya’yı kuşatan Kasım Bey’i Gedik Ahmet Paşa
karşılayınca Kasım bey tekrar Tarsus’a kaçtı. Kasım bey Cem
Sultanın Rumeli’ye geçip Osmanlı’ya o taraftan saldırmasını
istiyordu. Bunun içinde 18 Haziran 1482’de Cem Sultanı
Silifke’ye getirdi. Bayazıt’ın gönderdiği Osmanlı ordusu içel’e
yaklaşınca Cem Sultan 16 Temmuz 1482 de Kasım Bey’in önerisine
uyarak Otuz adamı ile Silifke’den ayrılıp Kızkalesine sığındı.
Oradan da Anamur’a, Anamur’dan Rodos Şovalyelerine sığındı.
Onüç yıl tutsak yaşayıp 1495 yılında öldü. Kasım Bey ise
Bayazıt ile anlaşıp Osmanlının üstünlüğünü kabul etti.

Böylece
1483 yılında Silifke kendisi merkez İlçe olmak üzere Karaman
eyaletine bağlı İçel sancağı oldu. İçel sancağının ilçeleri
Ermenek, Mut, Gülnar, Selinti(Gazipaşa), Karı taş ve merkez
ilçe Silifke idi. Silifke’nin ise bucakları Söğüd, Eski-hisar,
Kızıl söğüd, Sarucalar, Ak-viran, Ağarlu, Mahmutça, Çavuşlar,
Kızıl bağ, Salar, mezrai bucak alanı idi. Kasım bey
 Silifke topraklarında kaldı ve yaşamının son yıllarını bu
kentte geçirdi.

Kasım Beyin ölümünden sonra çıkan
karışıklıkları bastırmak için Davut Paşa komutasındaki Osmanlı
Ordusu Silifke bölgesine girince buralarda bulunan beyler
II.Bayazıt’ın huzuruna çıkarak 1487 yılında tamamiyle Osmanlı
devletine katıldılar. Böylece Silifke, Osmanlı Devletinin
Karaman eyaletine bağlı bir sancağı oldu. Silifke de İlçeden
büyük İlden küçük bir yönetim biçimi uygun görüldü. Kadı yerine
Mutasarruf idaresine verildi.

1570 yılında Sokullu Mehmet Paşanın Sakız ve Kıbrıs adalarını
fethedilmesi, ardından İnebahtı Deniz savaşı yenilgisi
Silifke’nin tımarlı erlerinin Kıbrıs’ı güçlendireceği düşüncesi
ile Silifke, II. Selim zamanında 1571 yılında İçel adıyla
Kıbrıs’a bağlandı
. Böylece İkiyüzaltmış yıl Silifke Kıbrıs’a
bağlı olarak kaldı. Kabakçı Mustafa ayaklanması, Sırp, Eflak ve
Mora isyanları sonucu Silifke Kıbrıs’dan alınıp Sultan
Abdülaziz’in memleket çapındaki yaptığı değişikliklerle 1831
yılında Adana eyaletine bağlandı ve sancak merkezi ise 1868
yılında Ermenek’den alınıp tekrar Silifke’ye taşındı. Adana
eyaleti Silifke, Mersin, Tarsus ve Adana’yı kapsamaktaydı.
Çukurova’nın fransızlar tarafından işgali üzerine Silifke,
Adana’dan ayrılıp İçel adı ile tek başına sancak olarak
içişleri bakanlığına bağlandı. (1918)

1924 yılında sancak isimleri kaldırıldı. Yerine Mutasarrıf veya
valilik deyimleri kullanılmaya başladı. Kısa bir süre sonra
valilik denmeye başlandı. Mut, Gülnar, Anamur, Silifke merkezi
Silifke olan İçel adında bir vilayet oldu. Karaman ise Konya’ya
bağlandı. 1933 yılında bazı vilayetlerin kaza’ya indirilmesi
ile ilgili bir kanunla İçel ilinin merkezi Silifke’den Mersin’e
taşındı. Böylece Silifke İl’lik ünvanını kaybetti. 2002 yılında
ise hükümetin aldığı bir kararla Karamanoğulları’nın Türkçe
olarak bu bölgeye verdiği İçel ismi tarihe karıştı. 

Bir önceki yazımız olan Silifke Belediye Başkanı Kim başlıklı makalemizde mücahit aktan, mücahit aktan kimdir ve silifke hakkında bilgiler verilmektedir.

Lütfen bizi takip edin ve beğenin
Instagram
Twitter
Visit Us
Follow Me
LinkedIn
Share
Follow by Email
RSS
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ